Firmanı Ekle

Göbeklitepe ve Tarihi

  • 08.01.2020
  • 0

reklamzamanı firma rehberi göbeklitepe ve tarihi

Şanlıurfa çoğunlukla peygamberler şehri olarak bilinir. Bunun da dahası; Şanlıurfa il sınırları içinde yer alan Göbeklitepe  ve tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanan bir inanç merkezi, insanoğlunun ilk hac yerlerinden biri olma özelliği taşımaktadır.

UNESCO Dünya Geçici Kültürel Miras Listesi’ne alınan Göbeklitepe, 2019 yılında da  "Dünya Göbeklitepe Yılı" olarak ilan edildi. Tarih öncesi devirlere ait bildiklerimizi sorgulamamıza yol açan ve bizlere insanlığın geçmişi ile ilgili yeni şeyler öğreten Göbeklitepe, insanlığın merakını kamçılamaktadır.

gobeklitepe ve tarihi

Anadolu coğrafyası, jeopolitik konumu ve verimli toprakları ile tarihin her devrinde cazibe merkezi olmuştur. İnsanlık fıtratı dolayısıyla ilk çağlardan günümüze kadar sürekli tapınaklar inşa etmiştir. Dünyada bilinen en eski tapınağa ev sahipliği yapan Göbeklitepe ile medeniyetin ilk dönemlerinin tarihi baştan yazılıyor. Şanlıurfa’nın 22 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Göbeklitepe, denizden 834 metre yüksekliktedir. İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7 bin, Mısır piramitlerinden ise 7 bin 500 yıl daha eskidir. Tam olarak 11 bin 600 yıl öncesine dayanan bu arkeolojik bölge, kazıların başladığı 1995 yılından beri bilim insanlarının medeniyetin kökenleri üzerine düşüncelerini temelden sarsmakla birlikte doğru sanılan birçok şeyi sorgulanmasına neden olmuştur.

Göbeklitepe, Şanlıurfa'dan bakıldığında görülebilecek bir konumda, geniş görüş mesafesini görebilecek hâkim bir noktadadır. Bu coğrafi konum, Göbeklitepe'nin önemli özelliklerindendir. Burada bugün bir ziyaret, bir dilek ağacı ve eski bir mezarlık bulunmaktadır. İnsanoğlunun en büyük adımlarından biri olan Neolitik Çağ'ın, yani uygarlığın ilk adımlarının atıldığı nokta bölgelerden biridir. Bir diğer önemli özelliği de bereketli hilal bölgesinde yer almasıdır. Neolitik Çağ'ın önemli yerleşim alanlarından birisidir.

gobeklitepe ve tarihi

Bugüne kadar keşfedilen en eski tapınak yapılarını bünyesinde barındıran Göbeklitepe'nin, insanlığın tarım ve hayvancılığa geçiş sürecindeki en son aşamada inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bölgenin tarihinin bu kadar eskiye dayanmasından hareketle, tarım faaliyetinin medeniyetin oluşmasına yol açtığı fikrini geçersiz hale getirmiştir. Bugüne kadarki genel düşünce, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte yetiştirilen ürünlerin fazlalığı sonucunda karmaşık toplumların kurulduğu yönündeydi. Göbeklitepe bu yaygın kanıyı tartışmaya açtmıştır. 1995’ten vefat ettiği 2014 yılına kadar 19 yıl kazının başkanlığını yapan Alman Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, insanın tarihsel akışının Göbeklitepe ile birlikte tarihe kavuştuğunu ileri sürmüştü. Schmidt’e göre yapıları inşa etmek için gerekli iş gücü, çalışanlara yiyecek, içecek sağlama düşüncesinin sonucu olarak tarımın gelişmiştir. Kalabalık toplulukların tapınak merkezine yakın olma isteği ve çevrede bu toplulukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda kaynak bulunmaması, insanları tarım yapmaya itmiştir. Göbeklitepe’de ortaya çıkarılan bu yapı kompleksinde, çatıya dair bir ize rastlanmadığından bu tip yapıların açık hava tapınağı olduğu kabul edilmiştir.

Göbeklitepe'de elde edilen bulgulardan ortaya çıkan şaşırtıcı gerçek şöyledir: Göbeklitepe, son avcı-toplayıcı toplulukların inşa ettiği, görkemli bir tapınma merkezi, bir tapınaklar dağıdır. Geçiş döneminin tüm sancılarını yaşayan avcı-toplayıcı topluluklar, sandığımızdan çok daha gelişmiş ve karmaşık sayılabilecek bir semboller dünyasına ve inanç sistemine sahip tapınakları vasıtasıyla yerleşik yaşama geçmişlerdir.

Göbeklitepe, yerleşim yerinden ziyade, bir tapınak merkezidir. Bulunan yapılar günlük yaşama yönelik değil, bilakis hac gibi özel amaçlar için yapılmış kült yapılardır. Nevali Çori, Karahantepe (Keçeli Tepe), Sefer Tepe gibi yerler ayni kültürü barındıran daha küçük çapta yerleşim yerleri olarak kabul edilmektedir. Çayönü yerleşim alanında Neolitik Çağ'a ait törensel yapıların, özellikle yuvarlak yapılar ve ızgara planlı yapıların Göbeklitepe ile aynı çağa ait olması nedeniyle, bu dönemlerde yaşanan ortak bir kültürün olduğu, dönemin Çayönü insanlarının Göbeklitepe ile ilişki içerisinde olduğu, birbirilerinden haberdar oldukları kabul edilmektedir.

gobeklitepe ve tarihi

Göbeklitepe, tarımın başlangıcından ve hatta çanak-çömleğin keşfinden bile daha eski bir geçmişe sahiptir. Öte yandan insanı simgeleyen T biçimli taşların üzerini süsleyen hayvan figürlerinde sanatsal bir üslup söz konusudur. Taşlar üzerinde boğa, yılan, yaban domuzu, akrep, tilki, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri yer almaktadır. Bilhassa aslan figürleri Neolitik Çağ’da aslanların Anadolu’da yaşadığını bize kanıtlamaktadır. Bazı araştırmacılara göre bu hayvan figürleri, tapınağı ziyaret eden kabileleri simgelemektedir.

Göbeklitepe’deki buluntular, kalabalık toplulukları bir araya getirmedeki organizasyon yetisini ve sanat becerilerinin gelişmişliğini bize göstermektedir. Göbeklitepe’de bulunan sembollerin küçük çaplı benzerleri Kuzey Irak ve Suriye’ye kadar yayılan bir bölgede mevcuttur. Buradan hareketle Göbeklitepe’nin Neolitik Çağ'da kültürel etkileşim merkezi olduğu ileri sürülmektedir. Tapınak zemininin sıvıyı geçirmeyecek şekilde yapılmış olması, törenlerde sıvı maddelerin kullanıldığını bize işaret etmektedir. Pek çok yeri görebilen ve pek çok yerden de görülebilir konumda yer alan Göbeklitepe'nin, M.Ö. 8 bin dolaylarına kadar kült merkez olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Sonrasında üzerinin toprakla kapatılarak tarih sahnesinden silinmesi ise bugün bile Göbeklitepe için “Peki ama neden?” sorusunu sormamızı gerektirmektedir.

Bir söyleşide Prof. Dr. Klaus Schmidt, Göbeklitepe hakkında şu bilgileri bize aktarmaktadır: Göbeklitepe, Neolitik Çağ'da kullanılmış, sonrasında ise terk edilmiştir. Göbeklitepe'nin anıtsal yapıları, onu inşa eden Neolitik Dönemin insanları tarafından bilinçli bir şekilde toprakla doldurularak deyim yerindeyse gömülmüştür. Bu dönemde yaşam biçimlerini de değiştirmeye başlayan son avcı topluluklar, eski kimliklerini, avcı-toplayıcı yaşamlarında kendileri için önemli olan inanışlarını, inanç sembollerini tahrip etmeden kapatarak terk etmişlerdir. Bundan dolayıdır ki son avcı toplulukların buluşma merkezi olan eşsiz tapınaklar dağı Göbeklitepe; ıssız, ırak, sessiz ve doğal ortamda, tahrip edilmeden günümüze kadar ulaşabilmiştir. 

Prof. Dr. Klaus Schmidt'in Göbeklitepe’de yürüttüğü kazılardan elde etmiş olduğu bulgular ve literatüründen edindiği bilgiler "Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı Göbeklitepe - En Eski Tapınağı Yapanlar" adıyla, İstanbul Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından 2006 yılında kitap olarak yayınlanmıştır. Kitap, akademik amaçlı değil, Göbeklitepe'yi okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılmıştır. Kitabın merkezinde, yazarın tabiriyle "Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu'sunda Göbeklitepe buluntu alanı yer almaktadır." Göbeklitepe, "yeri ve özel şeyleri" içermektedir.